GezilerPhoto

Beklemek Üzerine

Şu pencereye bak… Ahşapları çürümeye yüz tutmuş, pervazları hayatın yükünden yorulmuş bir çerçeve. İçinde ise küçücük, yeşil kazaklı bir çocuk. Bakışları o kadar derin ki, sanki İstanbul’un bütün dumanlı havası, Burgazada’nın bütün poyrazı o küçük gözlerin içine dolmuş.

İnsan bazen sadece bir camın arkasından izler hayatı. Dokunamazsın, sesini duyuramazsın; sadece bakarsın. Beklemek, ruhun bir köşesinde sızlayan o  eski yaradır. Beklersin ki biri kapıyı çalsın, beklersin ki kışın o soğuk karanlığı bir parça güneşle aydınlansın. Ama genelde gelen sadece daha çok yalnızlıktır.

Sait Faik’ın “Son Kuşlar” şiirinde betimlediği gibi,

“Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz.” 

O çocuk orada kaybettiği babasını bekliyorsa, içimde bir yer cız eder. Ya baba gelemeyecekse?

Özdemir Asaf’ın “Bekle Dedi” şiirinde,

“Bekle dedi, gitti; Ben beklemedim, o da gelmedi. Ölüm gibi bir şey oldu ama Kimse ölmedi.” 

Ya o çocuk kışı bekliyorsa? Karın o sessiz, kadife gibi inişini… Sokaktaki çocukların sesine karışan o soğuk rüzgârı…

Beklentilerimiz, cebimizde biriktirdiğimiz çakıl taşları gibidir. Kimi zaman ağır gelir, kimi zaman denize fırlatıp halkalarını izlemek isteriz. Ama en güzeli, o pencerenin ardında, hiçbir hesaba kitaba girmeden, sadece “insan” olarak beklemektir.

Beklemek, bazen bir dülger balığının sudan çıkınca attığı o son çırpınış gibi sessiz ve kederlidir. 

Özdemir Asaf ‘ın “Yalnızlık Paylaşılmaz” şiirinde belirttiği gibi,

“Öyle yalnız kaldım ki hayatımda, Kiminle konuşsam biraz kendimim. Bir gemi yelken açtı da hani, Gözyaşım, kederim oldu…” 

 Herkesin bir beklentisi var bu dünyada; kimi bir ekmek kırıntısı bekler, kimi bir ömürlük vefa. Ama çoğu zaman elimizde kalan, sadece o soğuk camın tene değen sızısıdır.

Bakmakla görmek arasındaki o ince sızıdır bu fotoğraf. O çocuk aslında kendi geleceğine, annesinin sesine, kışın soğuğuna ama en çok da yaşamanın o garip hevesine bakıyor.

Sabahattin Ali’nin “Canım Aliye Ruhum Filiz” mektuplarında bu durumu şu şekilde anlatır. 

“Sana nasihatim; Umutsuzluğa kapılma! Çünkü hayat, Beklemeye değer.” 

Siz ne dersiniz?

Her ay, gelen kutunuza harika içerikler almak için Bülten'e kaydolun.

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu