
Şarköy, zamanın biraz farklı aktığı, anlatılanlara göre “alkolün su niyetine tüketildiği”, gündüzlerin çakırkeyif, gecelerin ise şaşırtıcı bir şekilde ayık gezildiği enteresan bir diyar. Boynumuzda fotoğraf makinelerimiz, gözümüz vizörde, elimiz deklanşörde; yine bir fotoğraf etkinliğindeyiz, Şarköy’ün ara sokaklarını ve sahil şeridini arşınlıyoruz. Amacımız belli: Işığı kovalamak ve hayatın içinden o “anı” yakalamak.
Tam sahil şeridinden ara sokaklara dalmış, eski evlerin dokusuna ve sokakların tenhalığına odaklanmışken, kadrajımıza hikayemizin kahramanı giriyor.
Karşımıza, deyim yerindeyse “zil zurna” sarhoş bir kişi çıkıyor. Adımları kararsız ve yolda bir o yana bir bu yana yalpalıyor. Kelimeler ağzından dökülürken birbirine dolanıyor, cümleler devriliyor, elleri ve kolları ise anlatmak istediği o karmaşık hikâyeye tercüman olmaya çalışıyor.
Biz bir yandan teknik detaylarla boğuşuyoruz; hareketli bir “kişi” var karşımızda, netleme yapmak zor, ışık sürekli değişiyor. Bir yandan da içimizde biriktirdiğimiz kahkahamızı bastırmaya çalışırken, diğer taraftan bu absürt anın ciddiyetini de bozmamaya çalışıyoruz. Gülmekle gülmemek arasındaki o ince ve gergin çizgideyiz.
Derken duruyor. O sallanan beden bir anda, kendince bir ciddiyete bürünüyor. Gözlerini üzerimize dikip, yarım yamalak ama bir o kadar da iddialı kelimelerini döküyor ortaya:
“Benim adım Narkın, Cüneyt Narkın uleen…! Çekin gidin buradan, döverim sizi!”*
Bu sözleri söylerken vücut dilini değiştiriyor, o mavi gözlerini kısıp bize o meşhur “Cüneyt Arkın yan bakışı” atıyor. Bir anlığına alkolün etkisi siliniyor ve karşımızda gerçekten de Yeşilçam filmlerden fırlamış, hayatın sillesini yemiş ama gururundan ödün vermeyen o “yıkılmayan adam” beliriyor.
Netleme problemleri, kahkaha krizleri ve Şarköy’ün o baş döndürücü atmosferi bir kenara çekiliyor; geriye sadece bu kare kalıyor. Yeşilçam’ın adı sanı bilinmeyen, Şarköy sokaklarında “iyi adam” rolünü oynayan bu abimizin, belki de hayatındaki en “jön” anını ölümsüzleştiriyoruz.
Bazen en iyi kareler, sokak arasında, kelimelerin birbirine karıştığı o en samimi ve “insan” anlarında saklı olabilir.
Ne dersiniz.
*Yıkılmayan Adam, Cüneyt Arkın ‘ın en gaza getiren filmlerinden birisidir 1977 yılı yapımı, Remzi Jöntürk‘ün çektiği Yıkılmayan Adam filminde; Cüneyt Arkın bir mekana girmiş yaşlı bir gazi ile dalga geçen züppe gençlere haddini bildirmektedir. “Çekin gidin buradan, döverim sizi”
Filmin bahsi geçen bölümün videosu aşağıda…



