Deneme
-

Kaldırımda Felsefe Bir Şişe Bin Hakikat
İstanbul’un herhangi bir sıradan kaldırım taşının üzerinde, elinde ucuz şarap şişesiyle oturan bir adam, sönmeye yüz tutmuş sigarasını tüttürürken aynı…
Devamını Oku » -

Pencere Önü
Dünya dediğin kocaman bir gürültü; hırıltıyla işleyen makineler, aceleci ayaklar ve ekmek kavgası… Ama gel gör ki, Büyük Ada’nın o…
Devamını Oku » -

Çekin Gidin Buradan
Şarköy, zamanın biraz farklı aktığı, anlatılanlara göre “alkolün su niyetine tüketildiği”, gündüzlerin çakırkeyif, gecelerin ise şaşırtıcı bir şekilde ayık gezildiği…
Devamını Oku » -

Kıyıdaki Araf
Fotoğraf : Rıza Aksoy Kayanın soğuk yüzeyine oturduğunda, o tanıdık nemi hissetti. Gözlerini kıstı. Karşıda, kurşuni bir gökyüzünün altında ağır…
Devamını Oku » -

O Metruk Bina 🏚️
Kartal’da, deniz kokusunun tren raylarının pas kokusuna karıştığı bir sokak vardı. Adı Hükümet Sokağı. Adliye, Hükümet binası ve askerlik şubelerinin…
Devamını Oku » -

İstiklal’in Kırmızısı
İstiklal caddesinde bir tramvay, iliklerine kadar kırmızı ve haylaz bir çocuk gibi kalabalığı yararak ilerliyordu, raylarla sınırlı dünyasında. İstiklal denilince…
Devamını Oku » -

Çiftlikköy Sahili’nde Sandalyelerin Sessiz Diyalogu
Güneşin parlak ışıltıları altındaki sahil şeridinde, denizin her anına tanıklık eden beyaz sandalyeler… Sıradan bir gün gibi görünse de, bu…
Devamını Oku » -

Gaveci Mehmet’in Öyküsü
Güneş, köye sırtını döndüğü doğudan ağır ağır yükselirken, kahve önünde taşlara oturmuş bir adam tek başına bekliyordu. Mehmet’ti bu. Yılların…
Devamını Oku » -

Durağan Bir An
İstanbul’un o bildik telaşı, kalabalıklar Sirkeci’den Eminönü’ne doğru insan seli yaratırcasına hareket ediyordu. Her zamanki gibi herkesin bir acelesi, bir…
Devamını Oku » -

Eylül Ayı
Eylül ayı da geldi… Havada o hüzünlü, bir o kadar da taze sonbahar kokusu. İçimizde, ne olduğu tam da belli…
Devamını Oku »









