Yürüyordum İstanbul sokaklarında. Hani o nereye gideceğini bilmeden, sadece adımların ritmine kapılarak yapılan yürüyüşlerden biri. Sonra bir “tık tık” sesi… Tahta bir kutuya vuran fırçanın o tok ve davetkar sesi. Durdum. Karşımda çizgili kazağının içinde…