Photo

Kaç Gün Batımı Eder Bir Ömür?

Yalova sahilinde, dünya sanki bir anlığına durmuş gibi. Gökyüzü desen, hani o şairlerin bitiremediği cinsten; bir ucu koyu çivit mavisi, öteki ucu sanki bir devin şarap kadehini devirdiği kızıllık, yangın yeri bir turuncu…

Yalova’da gün batımı, bir avuç insan ve bir deniz dolusu ışık… Bir an için dertler, tasalar, o küçük hesaplar siliniyor; geriye sadece bu renk cümbüşü ve hürriyet kalıyor.

Ahmet Haşim için gün batımı, kaçışın ve hayalin başladığı büyülü bir andır. Onun şiirlerinde gün batımı, kızıla boyanmış, melankolik bir törendir.

 

Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…

Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta,
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

İnsan devinimini sürdürüyor, bazen güneşin doğuşunda, bazen de batışında, sanırım en çok da batışında… O gün kü yaşanmışlıklar güneşin batışıyla tamamlanıyor, ne bir eksik, ne bir fazla. Hayat yeni bir güne gebe…

Hani hayatımızda saat, hafta, ay ve yıl kavramı olmasa, kaç yaşındasın? diye sorsalar, binlerce gün batımı veya gün doğumu diye ifade ederdik sanırım. Daha basit ve anlaşılır olurdu, güneşle eşdeğer bir kavramla tanımlamak.

Hani dedik ya, zamanı güneşle ölçseydik diye; o zaman her akşamüstü birer yılbaşı tadında olurdu.

Zamanı metalik akreplerin, yelkovanların elinden alıp doğanın kalbine, güneşin o kadim döngüsüne teslim etmek. Binlerce kez yanıp binlerce kez sönmek gibi.

Yaşımızı sormasınlar bize. “Neler gördün?” desinler. Biz de anlatalım:
“Güneşin denizin içinden bir kor gibi çıktığını gördüm.”
“Gökyüzünün bir devin kadehi gibi devrilip her yeri kızıla boyadığına şahit oldum.”
“Ve en çok da, her şeyin bittiği sanılan o batış anında, umudun nasıl sessizce yeni bir güne gebe kaldığını izledim.”

Şimdi, gökyüzündeki o son turuncu çizgi de kaybolurken, içimize bir ferahlık çekelim. Zamanın rakamlarına değil, güneşin bu eşsiz ritmine bırakalım kendimizi.

Bir gün batımı daha eskidik belki. Münir Nurettin Selçuk’un Segah makamındaki ” Dönülmez akşamın ufkundayız” bestesinde bahsettiği gibi…

Dönülmez akşamın ufkundayız , vakit çok geç
Bu son fasıldır ey ömrüm , nasıl geçersen geç
Cihana bir daha gelmek hayâl edilse bile
Avunmak istemeyiz böyle bir teselli ile

Bugün Yalova sahilinde bir gün batımı daha tamamlandı. Heybemize bir kızıllık daha ekledik. Yaşımızı bir sayı değil, bir “an” daha büyüttük.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu