İstanbul gibi devasa bir metropolde zamanın durmasını ister misiniz? Kartal Yunus Çamlık lokasyonu, tam olarak böyle bir yer. Eskilerin hafızasında “Fabrikalar Caddesi” olarak yer eden, bir dönem dev sanayi kuruluşlarının, özellikle de Eczacıbaşı Vitra fabrikasının can damarı olan bu yol, şimdilerde şehirden kaçmak isteyenlerin sığınağı konumunda…
Eskiden işçilerin servis beklediği, kamyonların yük taşıdığı bu yol, fabrikanın taşınmasıyla birlikte adeta kendi sessizliğini ilan etmiş. Şimdilerde yolun her iki yanını devasa birer sütun gibi kaplayan çam ağaçları, gökyüzünü neredeyse tamamen kapatarak size yeşil bir tünelin içinden geçiyormuşsunuz hissi veriyor.

Yolda yürürken insan ister istemez hayallere dalıyor. Doğa burada bir devinim içerisine girmiş sanki, kahverengi ve yeşil tonlar bir renk cümbüşü oluşturmuş. Rüzgar dalları okşarken, bir hüzün, bir hasretlik, yarım kalan bir özlem içerisinde oluyorsunuz.
Nazım Hikmet’in “Yapraklara dallara nice nice yıllara gülüm” dizesi dolanıyor dudaklarınıza.
Gökyüzünü özlüyorsunuz arada bir ortaya çıkan boşluklardan da bu özleminizi gideriyorsunuz.
Karga sesleri, martı sesleri ve serçe sesleri benliğinizi dolduruyor, taşırıyor. Yüksek sesle şiir okumak istiyorsunuz, haykırmak, sesinizi uzaklara duyurmak istiyorsunuz. Bu ruh halini bir tren sesi bölüyor, efkarlanıyorsunuz ve efkarınızı uzak diyarlara götürmek, her yeri keşfetmek istiyorsunuz.
Gar çıngırağı çaldı; / Bir tren sesi geldi uzaktan. / Bir tren sesi…
Eğer yolunuz Kartal civarına düşerse, telefonunuzu cebinize koyun (belki bu harika manzarayı ölümsüzleştirmek için bir kez çıkarırsınız!), gözlerinizi kapatın ve sadece nefes alın. Fabrikalar Caddesi, isminin aksine size hayatın en doğal, en sakin yüzünü sunmaya hazır bekliyor.
Fotoğrafta gördüğünüz o uzun gölgeler ve ağaçların arasından süzülen altın rengi ışık, burayı ziyaret etmek için en güzel saatin gün batımı olduğunu fısıldıyor gibi, ne dersiniz?



