GenelGeziler

Kısa Bir Yol Hikayesi

Direksiyonu sıkmaktan parmaklarımın beyazladığını fark ettim. Zihnimde sürekli dönen bir düşünce sarmalı içinde olduğumu anladığımda, nereye gittiğimi bilmeme rağmen, sadece o anki ruh halime göre sürüyordum aracı. Almus barajına kimi zaman paralel kimi zaman kıvrımlı ve dolambaçlı yolları, kendi iç sesi ile baş başa bırakıyor insanı. Bu akış halindeyken Akarçay kasabasına hoş geldiniz tabelasını gördüm, sola mı sapayım ya da düz mü devam edeyim ikileminde kalmadan direksiyonu sola kırdım. Bir kaç dakika sonra kasaba meydanına ulaştığımda, içimdeki o sıkışmışlığın, ruh halinin güneşin birden ortaya çıkmasıyla dağılan bir sis bulutu gibi yok olduğunu hissettim.

Sokak aralarına saptım ve gözüm yolun karşısındaki bahçeye takıldı. Tel örgüleri de aşmış, dalları lal rengi kiren yüklü bir ağaç duruyordu tam karşımda. Biz kiren diyelim, siz kızılcık anlayın. Bahçe duvarının hemen yanında ise yaşlı ama genci andıran bir teyze vardı. Sanki yıllardır görmediği evladının saçlarını okşar gibi narin ve bir o kadar şefkatli dokunuyordu kirenin dallarına. Ne bir acele ne bir telaş; toprağına, o kıpkırmızı kirenlerine duyduğu sessiz bir hayranlık vardı gözlerinde.

Hayranlıkla teyzeye ve dokunduğu kirene yaklaştım ve selam verdim. Nereli olduğumu sordu. Arısu’danım dedim. Tanıdık bir yüze bakar gibi, sevecen bir edayla sundurmasına davet etti beni ve taze demlenmiş çay ikram etti. O demli çay bardakları önümüzde, söz kendiliğinden aktı, gitti. Bir bardak derken birkaç bardak çayla, döndü durdu sohbet. Yüzünü ağırca kirene çevirdi, ağaca uzun uzun baktıktan sonra içini çekerek mırıldandı:

“Bu kireni ben diktim” dedi. Sesinde heyacan, sesinde umut vardı.

Kızılcıklar oldu mu, selelere doldu mu
Gönderdiğim çoraplar ayağına oldu mu
Mendili eline, mendili verdim geline
Kara kına yollamış, yar benim ellerime
Mendili eline, mendili verdim geline
Kara kına yollamış, yar benim ellerime

Zihnimdeki yorgunluk, Akarçay’da, teyzenin sundurmasında yavaşça çözüldü. Yola tekrar çıkmak üzere vedalaştığımda, geride ömrünü bir kiren ağacına adamış teyzeli, demli çay kokulu kısa bir yol hikâyesi kaldı.

Fotoğraflar: Rıza Aksoy

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Kiren bizim buraların da yemişidir; az toplamadık çocukken dallarından… Yazınızı okurken hem o ekşimsi mayhoş tat geldi damağıma hem de kendi çocukluğumun sokaklarına, bahçelerine döndüm. Teyzenin şefkati kadar, o kirenin dalları da insanın geçmişine dokunuyor. Zihninize, kaleminize sağlık; beni de alıp o sundurmaya, o günlere götürdünüz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu