GenelPhoto

Anı Yakalamak: ༒︎Yusufçukla Beklenmedik Bir Karşılaşma

Her fotoğraf meraklısının hayalini süsleyen, bazen tesadüfen bazen de sabırla bekleyenen ve sonrasında yakalanan “doğru anlar” vardır ya… Sanırım sonunda doğru anı yakaladım.

Her zaman ki gibi çalıştığım fabrikanın yemekhanesi önündeki ağaçlık alandan geçiyordum, gözüme bir hareket ilişti. Saydam kanatlarıyla güneşin altında pırıl pırıl parlayan bir canlı… Bir yusufçuk!

Çocukluğumda “helikopter böceği” derdim, çoğu çocuk gibi. Tıpkı helikopter gibi kanatlarının hipnotize edici şekilde dönüşünden, havada süzülmesinden aldığım ilhamla. Her gördüğümde hayranlıkla izlerdim, fotoğrafını çekme hayalini kurardım şimdi ise bu kadar yakın olmak tarif edilemez heyecan duygusu yarattı.

Başta, yaklaşır yaklaşmaz uçup gideceğini düşündüm. Doğa fotoğrafçılığı sabır isterdi, hele de bu kadar hareketli canlı ile karşı karşıyaysanız. Rahatsızlık vermemek için yavaşça ve sakince elimdeki telefonu yaklaştırmaya  çalıştırdım o ise sakinliğini korudu. Hatta öyle ki, benim varlığımdan haberdar, poz verir gibi bir duruş edası içindeydi. Göz göze geldiğimizi hissettiğim o kısacık an, benim için bir fırsattı.

Ve telefonun deklanşörüne bastım ve “o an”…

Yusufçuklar; zarif uçuşları, renkli bedenleri,  dengeleyici rolleri ve zarafetleriyle doğanın temsilcileri gibi. 

Bazen durup etrafımıza bakmak, nefes almak, o anın içinde kaybolmak ne kadar da önemli, değil mi? Doğa bize her zaman fısıldar, yeter ki dinlemeyi bilelim. Bir çiçeğin açışı, bir kuşun ötüşü, ya da benim gibi bir yusufçukla beklenmedik bir karşılaşma… Her biri, hayatın bize sunduğu küçük ve paha biçilmez anlardır.

Ne dersiniz?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu