Samsun’un bir köyü, tozun ve toprağın kokusunun birbirine karıştığı bir ikindi vakti. Vezirköprü keşfine çıkmışız, ilgimizi çekecek ayrıntıların peşindeyiz. Fotoğrafta o an tabiri vardır ya, işte o anlardan bir tanesine rastlıyoruz. Objektifimi onlara çevirmem ve deklanşöre dokunmamla birlikte ortaya çıkan sonuç; kadrajıma giren dört çocuk ve eski bir bisiklet.

Fotoğrafa dikkat kesildiğinizde, bisikletin üzerinde üç çocuk var. Gidonu sımsıkı tutan, arkada dengeyi sağlayan ve selenin ucuna ilişmiş olan… Ama fotoğrafın gerçek sırrı, sanırım o dördüncü çocukta gizli. Bisikletin hemen yanında, biraz mahcup ama bir o kadar da gururlu duran o çocukta.
Duruşundan ve mutluluğundan anlaşılan bisikletin asıl sahibi o görünüyor. Her gün bindiği, her detayını bildiği o en değerli bisikletini, bugün arkadaşları sevinsin diye onlara emanet etmiş olmalı. Kendi binmek yerine, dostlarının onun üzerindeki heyecanına şahitlik etmeyi seçmiş.
Fotoğraftaki o bisikletin markası, modeli ne olursa olsun sıradan bir detaydan ibaret. Hafızalarda kalacak asıl detay; omuz omuza duran bu dört çocuğun arasındaki dostluk bağında ve bisikletin etrafında kurulan bu samimiyette ve içtenlikte saklı.
Tıpkı cocukluğumuzda olduğu gibi… Ne dersiniz?



