GenelGezilerTarihYalova

Dilburnu Deniz Feneri

Yalova’nın Altınova ilçesinde, İzmit Körfezi’nden Marmara Denizi’ne açılan gemilere 150 yıl boyunca ışığıyla yol gösterdi, bugün artık bambaşka bir hüviyete bürünmüş halde sizi selamlıyor. Dilburnu Deniz Feneri’nden bahsediyoruz, geçmişe tanıklık etmiş şimdilerde ise geleceğe ışık tutan bir müze olarak hayatına devam ediyor, duruşundan hiç bir şey kaybetmemiş…

Osmanlı döneminde 1863 yılında Fransızlar’ın idare ettiği Osmanlı Fenerler Şirketi tarafından inşa edilmiş. Hersek Yarımadası’nda, Osman Gazi Köprüsü’nün ayaklarının hemen yanında bulunuyor ve kurulduğu günden 2016 yılına kadar deniz trafiğine yön vermiş.

Fenerin bulunduğu bölge, tarih boyunca önemli bir geçiş noktası olmuş. Yüzyıllar önce sallarla ve yelkenli gemilerle yapılan taşımacılığın ve ticaretin hala izlerini taşıyor. Bugün ise aynı güzergâh köprü ve feribotlara ev sahipliği yapıyor. Hersek yarımadası bölgenin değişimine, ulaşım ve yaşam hikayelerine hala tanıklık ediyor.

Köprü inşaatı ile birlikte arkeolojik kazı çalışmaları da başlanmış. Çalışmalar sırasında fenerin önünde Roma dönemine ait daha eski deniz fenerine ait kalıntılara rastlanmış. İki farklı döneme ait fenerleri bir arada barındırması, mimari ve kültürel miras bakımında önemini koruduğunu gösteriyor.

Ömer Gündoğdu; aslen denizci ve tekneleri ile Haliç’e mahsul taşıyor o dönemler. İşin zorluğundan mı bilinmez fenerin eski bakımcısı ben artık çalışmak istemiyorum diyor, sonra Ömer beyi fener bakımcısı yapıyorlar, daha doğrusu ısrarlara dayanamayarak kabul etmek zorunda kalıyor. Tamı tamına 32 yıl emekle ve özveriyle görevini yapıyor. Sonra oğlu Fethi Gündoğdu devralıyor feneri, 5 yıl sözleşmeli çalışıyor sonra kadroya geçiyor ve tam 20 yıl bu görevi sürdürüyor. Fethi beyin sözleri ile o dönemin izlerini takip ediyoruz.

Fenerde önceleri hava gazı denilen asetilen / karpit kullanılırdı. Güneş enerjisinin yaygınlaşması ile elektriğe geçilmiş. Fethi bey bu geçişle işinin kolaylaşacağını zannetmiş fakat bu sefer de paneller, konan kuşların pisliğinden dolayı kirlenmiş ve şarj olmamaya başlamış. Bin bir zorlukla aküleri söküp Yalova’ya götürüyor ve yeniden şarj ediyormuş.

Deniz fenerine, merkezden uzak olması ve herhangi bir ulaşım aracı olmaması nedeniyle yürüyerek gidip gelmiş. Özellikle kışın diz boyu karda yürümenin zorluklarından bahsediyor Gündoğdu. Çatıda dondurucu soğukta fenerin etrafını temizlemenin zorlukları da cabası. Fenerin gemiler tarafından görülmesini sağlamak için her tür fedakarlıktan kaçınmadığından, sabrından ve adanmışlıktan bahsediyor.

Fethi beye, fenerin elektrikli olması ile birlikte Gölcük Donanma Feneri, Tavşancıl’daki Kuzey Kardinal Feneri ve Yalova Feneri’nin bakım ve arıza işleri de verilmiş. Gecenin herhangi bir saati arıza olduğunda arandığını ve gittiğini belirtiyor. Tavşancıl’daki deniz fenerine ise sal kullanarak gitmiş.

Fethi beyin emekli olmasıyla birlikte kullanım dışı kalmış deniz feneri. Restorasyonun ardından Altınova Belediyesi tarafından ziyarete açılarak, fener hayatının anlatıldığı müzeye dönüştürülmüş. Aynı zamanda ülkemizde fener yaşamını anlatan tek müze olma özelliği de taşıyor. Müzedeki birçok eşya ve eser son fener bakımcısı Fethi Gündoğdu’na ait.

Ziyaretçilerine denizcilik tarihini, fenerlerin işlevini ve bir dönemin yaşam koşullarını hissettiren özel bir duraktayız. Bir zamanlar gemilere yön verirken, şimdilerde mazisinin hikâyesini merak eden herkesi kendi ışığına davet ediyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu