GenelYalova

Gün Batar Gülüşün Kalır:Yalova’nın Mor Akşamları

Günler günleri, martılar balıkları, dalgalar kıyıyı kovalarken geçiyor zaman. Hani bazı akşamlar vardır, insan her ne kadar kalabalık şehirden de gelse, içindeki sessizlikle baş başa kalır. Yalova’nın sahilinde de tam öyle bir vakittesin işte. Gündüzün bitmek bilmeyen koşturmacası, işin gücün telaşı, zihnimizi meşgul eden onca ayrıntı ve memleketin ezber bozan gündemi yavaş yavaş geride kalıyor. Geride bir tek doğanın cömert dinginliği…
Gökyüzü şimdi turuncudan mora, oradan da laciverte kesen kadife tonuna bürünürken, palmiyelerin silueti akşamın yüzüne düşüyor. Ahmet Telli‘nin bir mısrası kulaklarımda çınlıyor: “Gün biter gülüşün kalır bende…”


Deniz, bütün cömertliğiyle önümüzde, her dalga sanki geçmişin hesaplaşmalarını alıp kıyıya taşıyor, sonra sessizce geri çekiliyor. O deniz ki, içinde hem bir hüznü barındırır hem de insanı sarıp sarmalayan tarifsiz bir şefkati. İçimizdeki o dindirilemeyen coşku, sahil boyunda yürürken adımlarımıza karışıyor. Yalova’nın kıyılarında zaman sanki biraz daha sakin akıyor; dalganın sesi ayak seslerimize eşlik ederken, içimizdeki dingilik sessizce denize dökülüyor. Kimi zaman yarım kalmış bir kitabın sayfalarında, kimi zaman da uzaktan rüzgarla gelen tanıdık bir şarkının nakaratında buluyoruz kaybolan ruhumuzu.


Hayatın o keskin virajlarında yoruldukça, insan kendi sığınaklarını arıyor. İşte bu sahil şeridi, tam da o sığınaklardan biri. Bazen bir sokak kedisinin başını okşarken buluyorsun huzuru, bazen de içindeki taze ümit tohumlarının yeniden yeşerdiğini hissederken.


Yalova akşamları, denizin tuzlu kokusu, mora çalan bir gökyüzü; insana yeniden sevmeyi, yeniden umut etmeyi öğretiyor. Zihnimize kazıdık usta; unutulmaz bir akşamın, dalgaların ve rüzgarın hikâyesi olarak kalacak bu dem.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu