Yükleniyor
0   /   100
Okumaya Başla

Çocukluğumuzun, gençliğimizin genelde kahramanları vardır, varoluş hikayemizde hep önemli bir pozisyondadırlar. Özgürlüğe, umuda, paylaşıma dair kullandığınız sözcüklerde mutlaka onun katkısı hep olmuştur. Güzel günlere dair umudunuzu yaratan, sıcak tutan, bayraklık eden ve gölgesi ile duruşunuzu şekillendirme gibi bir misyonu vardır. Tekil bir hayatın içinde çoğul türkülerini hep birlikte söyletendir. Herkesin hayatında mutlaka bir Fazlı Aksoy’u var olmuştur. Hayatımda hep var olmaya devam edecektir.  

Onunla ilgili duygu ve düşüncelerimi hep yazmak istemişimdir fakat nereden ve nasıl başlayacağımı, sözcüklerimi nasıl seçeceğimi onu nasıl tarif edeceğimi bilemedim. 

Kendi entelektüel birikimini mücadele içinde yarattı. Ezilenlerin, işçi sınıfının yanında, devrim ve sosyalizm davasında örgütlü mücadelenin her soluğunda olmayı insani bir amaç edindi.   Nazım Hikmet’in “Esas olan sadece yaşamak değil, insana yakışır şekilde ve onurlu yaşamaktır. Teslim olmadan, boyun eğmeden, sürünmeden, el etek öpmeden yaşamaktır” düsturunu ilke edinerek yaşadı Fazlı Aksoy. 

Bu düsturu “Kansere İnat, Yaşasın Hayat” sloganıyla hayatının sonuna kadar verdiği mücadelede görmek mümkün olmuştur. 

Sokrates’e göre insan, yaşadığı hayatı ve bu hayatın temel değerlerini sorgulamalıdır. Kısacası ona göre  sorgulanmamış bir  hayat  yaşanmaya değmez. Hayatını bir insan olarak hep sorgulayarak geçirdi. 

Fazlı Aksoy’un aşağıdaki sözü ile selamlıyorum. Sevgi ve saygı ile anıyorum. 

“Emperyalist işgale karşı Mustafa Kemal önderliğinde Anadolu halkının vermiş olduğu kurtuluş mücadelesini selamlıyorum. Bugün yeniden gerçek bir kurtuluş için “Halk Demokrasisi ve Halk iktidarı” için iktidarın sahte antiemperyalizmini teşhir etmek, işçi sınıfı ve emekçilerin öz gücü ve örgütlenmesi dayanan demokratik devrim için mücadele yükseltmenin zamanıdır.”

BUTUN ULKELERIN ISCILERI VE EZILEN HALKLARI BIRLESIN

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir