EdebiyatGezilerŞiir

Şairler Sokağı – Avanos

Bir sokak düşünün, hem de derinliğince deniz, alabildiğince gökyüzü olsun, “ hasretinden prangalar eskitsin” hücrelerine şiir hapsolsun, bir omuzunda şair ceketli çocuk diğer omuzunda ise ilhamlar olsun. Hayal et her köşesinde şairler olsun, Avanos Şairler Sokağı olsun…

Bir sokak düşünün, şiirler okuyarak arşınladığın, hiç ayrılmak istemediğin,

Bir sokak düşünün, buram buram şiir kokan, edebiyat kokan, mısra ve dize kokan,

Bir sokak düşünün… 

Kapadokya’nın o masalsı coğrafyasında, Kızılırmak’ın yarenlik ettiği Avanos’un tam kalbinde bir sokak bu.

Adımınızı attığınız ilk anda, şehrin gürültüsü yerini uhrevi bir sessizliğe bırakıyor. Sadece rüzgârın fısıltısı ve içinizden okuduğunuz dizelerin yankısı kalıyor geriye. Duvarlarda, o bildik, o tanıdık yüzler karşılıyor sizi. Nazım Hikmet’in memleket hasreti, Can Yücel’in dobra sözleri, Orhan Veli’nin yaşama sevinci ve niceleri… Sanki hepsi bu sokakta sözleşmiş gibi, sanki hepsi “bir ıslıkta uzayan, dönen” o şarkıyı söylemek için burada toplanmış.

Her adımda  şairinlerin dünyasına misafir oluyorsunuz. O an, mısranın ağırlığı ve şairin kalbiyle kurduğunuz o sessiz bağ ile baş başa kalıyorsunuz. Avanos’un o kendine has mimarisi, sarı taş evleri, bu şiirsel yolculuğa en güzel dekoru oluşturuyor.

Burası, alelade bir gezi rotası değil. Burası, ruhu yorgun olanların dinlendiği, kelimelere sığınanların evi. “Şair ceketli çocuk”ların ve yüreğinde hep bir dize taşıyanların buluşma noktası.

Bir sokak düşünün demiştik ya… O sokağı sadece düşünmeyin, gidin ve o havayı soluyun. Bırakın sokak, bir şiir gibi aksın içinize. Belki de ayrılırken, cebinizde kendi yazdığınız bir mısrayla dönersiniz kim bilir? Çünkü Avanos Şairler Sokağı,  şiiri yaşayan herkesin de sokağıdır.

Sokaktan ayrılırken, rüzgâr kulağınıza Ahmed Arif’in şu ölümsüz sözlerini fısıldar:

Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça… Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz, uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni… 

Ya da Özdemir Asaf’ın dediği gibi, hikayenizde bir iz kalır:

‘Kimi gittikçe kalır, Kimi kaldıkça gider. Kimi bekler, Kimi saklar, Kimi de hatırlar…’

İlgili Makaleler

2 Yorum

  1. Ankara’da yaşadığım yıllardan, arkadaşlarımla oyunlar oynadığımız o sokağın ismini hayal meyal hatırlıyorum: Şair Nedim Sokağı. Zihnimde kalan en net görüntü ise sokaktaki o güzel kiraz ya da vişne ağacı…

    Çocukluğumdan beri okumayı sevsem de, şiirle ve şairlerle aramda hiçbir zaman tam bir yakınlık kuramadım. Şair Nedim’in kim olduğunu, neler yazdığını ya da neden bir sokağa isminin verildiğini o günlerde hiç düşünmemiştim.

    Aslında bakarsan, şairlerin ve yazarların isimlerinin sokaklara ya da binalara verilmesini hala pek anlayabilmiş değilim. Hayatı en ince hislerle yaşamış, ruhunu kelimelere dökmüş bir şairin ismi; neden ruhsuz bir asfalt sokağa ya da soğuk bir taş binaya verilir ki?

    1. Haklısınız; ruhunu kelimelerle, ince sızılarla ve derin anlamlarla dokumuş bir şairin ismini, üzerinden araçların geçtiği “ruhsuz” bir asfalta hapsetmek ilk bakışta bir çelişki gibi görünüyor. Ancak ben buna biraz farklı bir pencereden bakmaya çalışıyorum: Belki de amaç şairi bir mekana hapsetmek değil, o “soğuk taş binaların” ve “gri yolların” arasına bir nebze de olsa estetik ve ruh üflemektir.

      O sokaktan her gün geçen binlerce insandan sadece biri bile, tabeladaki isme bakıp “Kimmiş bu Şair Nedim?” diye sorsa veya o isim vesilesiyle bir anlığına gündelik hayatın tekdüzeliğinden sıyrılıp sizin çocukluğunuzdaki o ağacı hatırlasa, şairin ruhu o sokakta yeniden nefes almaya başlar. İsimler binalara değil, aslında bizim o mekanlarla kurduğumuz bağlara veriliyor.

      Belki de Şair Nedim’in o sokaktaki görevi, sizin zihninizde o güzel ağaçla eşleşerek “anı dondurmak”tı. Şiirle aranızda mesafe olduğunu söyleseniz de, bu naif çocukluk hatırasıyla aslında en saf şiiri siz yazmışsınız.

      Bu kıymetli hatırayı ve sorgulamayı paylaştığınız için teşekkür ederim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu